Şahsyetli Bir Nesil İçin...
Libya lideri Muammer Kaddafi, Türkiye ile ilişkileri sıklaştırma ve geliştirme politikasının bir sonucu olarak Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında ABD’ye rağmen elindeki Amerikan silahları ve uçak yakıtı rezervlerini Türkiye’ye verdi.
Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı yapılan darbenin ardından Kıbrıs Helen Cumhuriyeti ilan edildi. Bu gelişme üzerine Kıbrıs’taki bunalım daha da artınca Türkiye, 1960 yılında imzalanan anlaşmadan doğan garantörlük hakkıyla 1974’te Kıbrıs’a askeri müdahalede bulundu. Kıbrıs’a yapılan ikinci harekâtın ardından ise dünya kamuoyunda Türkiye karşıtı bir hava oluştu. Bu harekâtın bir işgal ve ilhak girişimi olduğunu ileri süren İngiltere, ABD ve SSCB gibi büyük devletler, Türkiye’ye karşı bir tavır takındılar. ABD Kongresi 1975’te Türkiye’ye silah ambargosu konulmasına karar verdi. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yapıldığı dönemde ve ilerleyen yıllarda Türkiye dış ilişkilerde izole edilmeye çalışıldı ve Türk dış politikasında yeni bir devir başladı.
İşte böyle bir dönemde Libya lideri Muammer Kaddafi, Türkiye ile ilişkileri sıklaştırma ve geliştirme politikasının bir sonucu olarak Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında ABD’ye rağmen elindeki Amerikan silahları ve uçak yakıtı rezervlerini Türkiye’ye verdi.
Konuyla ilgili olarak, Libya devleti ve halkının desteğini iletmek üzere 2 Ocak 1975’te Türkiye’ye gelen Libya Başbakanı Callud yaptığı açıklamada: “Bizim Libya Devrim Konseyi olarak ve Libya halkı olarak şu veya bu nedenle kopan tarih bağlarının tekrar birleştirilmesi hususunda ısrarımız vardır. İki ülke arasında köprülerin onarılması için her türlü hayreti göstermeye hazırız. Bu hususta kapıları tamamıyla açık tutuyoruz. Arap milletiyle Türk milletinin bir araya gelmesi büyük bir olaydır” dedi. Bunun ardından 5 Şubat’ta ABD yardımının kesildiği ve Türkiye’ye silah getirmekte olan gemiler geri çevrildiği gün Dışişleri Bakanlığında sessiz bir törenle Türk-Libya Petrol anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre, Libya uygun fiyatla 3 milyon ton ham petrol ve 200 bin ton fueloil vermeyi taahhüt etti.
Bunun yanı sıra silah ambargosu sebebiyle bu yöndeki askeri desteği arttıran Kaddafi, savaş uçaklarını ve füzelerini de Türkiye’nin hizmetine arz etti. Yapılan askeri yardımlarla ilgili olarak hibe edilen silahları taşırken çekilen resimleri de basın-yayın organlarında yer aldı.
Emre Gül / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni
Kaynaklar:
GEDİKLİ, Yusuf, Trablusgarp Cephesi Hatıraları, s. 154, İstanbul, 2009.
KUYAŞ, Ahmet(Yayın Yönetmeni), Tarih 2002, s. 318, İstanbul, 2002.
Milliyet Gazetesi, Sayı: 9756, 9789.
Hürriyet Gazetesi, Sayı: 9432.
***
Libya lideri Muammer Kaddafi’nin Kıbrıs Barış Harekatı günlerinde Türkiye’ye askeri anlamda yardım ettiği öğrenildi. Kaddafi’nin kesin talimatıyla Libyadan alınan 2.75 ve 5 inç’lik roketlerin dört DC-9 yolcu uçağıyla Türkiye’ye getirildiği belirtildi. Askeri malzemeleri Türkiye’ye getiren uçakların birinde görev alan pilot Mehmet Şentürk o günlerde yaşadıklarını anlattı.
81 yaşındaki Şentürk, 1974 senesinin Temmuz ayında verilen bir emirle Ethem Durak, Enver Türker, hava kuvvetlerinden Yarbay Yusuf Uydaç’la birlikte Ankara Esenboğa havaalanından yolcu uçaklarının koltuklarının sökülerek Libya’ya cephane almaya gittiklerini söyledi. Libya’ya gidişerinde hava şartları nedeniyle çok zorluk çektiklerini söyleyen Şentürk sözlerini şöyle sürdürdü: “Hava şartları çok kötüydü ve harp nedeniyle Türkiye’deki aletlerin hiçbirisi radyasyondan dolayı çalışmıyordu. Ve biz uçağın MEB durumu radarını kullanarak yolumuzu Marmara ve Karadeniz üzerinden Radoviç’e gitmeyi planladık. Bulgaristan’a girdik oradan, Yugoslavya’ ya oradan Malta ve Libya’ya iniş yaptık. Libya’da iniş yaptığımız pist çok eski Amerikalılar’dan kalma bir meydandı. Ve biz oraya indikten sonra alacağımız malzemenin ağırlığıyla o meydandan kalkamayacağımızı ilgililere bildirdik. Biz oradaki yetkilileri alarak. Bingazi’ de olan Vilesu askeri havaalanına gittik. Ve orada uçağın yüklenmesi için bıraktık. Bizi ekip olarak Libya’nın başbakanlık misafirhanesinde istirahat için getirdiler. Ve misafirhanenin karşısında Yunan elçiliği vardı. Ve o gecenin Kocatepe’nin batırıldığını Libyalı Bakanlar bize gelip söylediler ve bizimle beraber olayın tahlilini yapmaya çalıştılar.”
SİLAHLARI UÇAĞA YÜKLEDİLER
Türkiye’nin ihtiyacı olan yaklaşık 25 tonluk, 2.75 ve 5 inç’lik roketlerin uçaklara yüklendiğini söyleyen Şentürk, Libya televizyonunun olayı yayınladığını ve Bulgaristan sınırından geçtikleri sırada Bulgar yer kontrolünde çalışanların malzemeyi güle güle kullan diye mesaj geçtiğini belirtti
“HERHANGİ BİRŞEY TALEP ETMEDİLER”
Kıbrıs Barış Harekatı zamanında Türkiye Libya’dan askeri anlamda yardım aldığını belirten Şentürk, “Tam manasıyla bunu söyleyebiliriz bizden sonra da bir uçak daha gitti. O zaman da Libya’nın lideri Kaddafi’ydi ve hava kuvvetleri komutanı da bizim harp okulundan mezun olmuş bir subaydı.” dedi. Şentürk askeri malzemeler karşılığında herhangi bir şey talep ettiler mi sorusuna ise “Bize herhangi bir şey talep etmediler.Bu soru daha öncede sorulmuştu talep etmediler dedim. Sayın Demirel de eğer bir borcumuz varsa isterlerse veririz şeklinde bir söyleyişte bulunmuştu.” dedi.
Cengiz ÇOBAN- Ramazan EĞRİ- İstanbul- DHA
***
Libya`nın ilk Başbakanı Sadullah Koloğlu`nun oğlu, gazeteci, yazar, tarihçi Orhan Koloğlu, 1974 sonrasındaki Kıbrıs Barış Harekatı sonrası CHP Dış İlişkiler Danışmanı olarak sağladığı temasları anlatırken `Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Kaddafi`den muazzam bir yardım geldi. Yoksa uçaklarımızın hiçbiri hareket edemeyecekti. Hatta Kaddafi uçağa sırtına paketleri alıp taşıdı. Bir gösteri ayrı mesele ama emir vermesi önemli tabii ki` dedi.
Orhan Koloğlu, Habertürk televizyonunda yayınlanan `Teke Tek Özel` programında Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı`nın Libya tarihi ve bu ülkeyle Türkiye`nin ilişkileri konusundaki sorularını yanıtladı. Babası Sadullah Koloğlu`nun 1948 yılında Libya`nın ilk başbakanı olarak görev yapmasından öncesi ve sonrasını yakından tanık olduğu örneklerle anlatan Koloğlu, Libya`nın 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı`nı yapan Türkiye`nin başta ABD olmak üzere karşılaştığı uluslararası ambargo sonrasında Türkiye`ye büyük yardımı dokunduğunu anımsattı.
Koloğlu şunları söyledi:
“Muazzam bir yardım geldi. Yoksa uçaklarımızın hiçbiri hareket edemeyecekti. Hatta Kaddafi`nin o zaman gösteri şeyi de vardır. Uçağa sırtına paketleri alıp taşıdı. Bir gösteri ayrı mesele, ama emir vermesi önemli tabii ki. Büyük yardımı oldu. Türkiye`ye tek yardım. Amerikan ambargosunu bozan adamdır, çünkü bakın açıkçası. Arkasından da Callud geldi, ben bütün o şeylerde bulundum.”
Dışişleri Bakanlığı`nın resmi görevi dışında CHP`nin Dış İlişkiler Danışmanı olarak birçok lider ve partiyle doğrudan genel başkan adına ikili görüşmeler yaptığını ve bu görüşmelerde edindiklerini aracısız aktarma olanağı bulduğunu, bu sistemin birçok ülkede ve Türkiye`de uygulanmaya devam edildiğini belirten Orhan Koloğlu şunları söyledi:
“Hatta ben Yeşil Kitap kongresi düzenledim. Ve açık söylüyorum, Yeşil Kitabı beğenmek meselesi değil. Ben ne olduğunu çok iyi biliyorum, ayrı mesele. Bizim ekonomi açısından şirketlerimizin dünyaya açılması Libya sayesindedir. Bütün şirketlerimiz için böyledir. İş yapmayı orada öğrendik ondan sonra dünyaya açıldık. Şimdi bunu kaybetmeyelim havasında, ben kongre yaptım İstanbul`da. Profesör arkadaşları da çağırdım, gayet açık söyledim, bunu övecek mövecek değiliz ayrı mesele ama `enayice` karşı çıkmayalım. Bu sadece bir gösteri ve Libya bize lazım ve bu hakikaten çok da başarılı oldu, çok da işimize yaradı. Böyle bir ilişkinin içine girildi ve bizim şirketler dünyaya oradan açıldılar. Ve Kaddafi`nin bu yardımı muazzamdır Türkiye için ekonomikman çok sıkıntılı dönemde en büyük desteği sağlamıştır.”
1970`lerdeki petrol krizi sırasında Türkiye`ye ucuz petrol veren tek ülke Libya olmuştu. Petrol üreten Arap ülkeleri multimilyarder Arap şeyhi Suudi Arabistan petrol bakanı Zeki Yamani öncülüğünde petrol fiyatlarını aşırı yükseltince başta batıda olmak üzere ekonomiler büyük zarar görmüş, örneğin Almanya gibi ülkelerde otomobiller için kimi kentlerde tek-çift plaka uygulaması başlamıştı. Libya, CHP-MSP hükümeti ve sonrasında MC hükümetleri döneminde büyük ekonomik bunalım yaşayan Türkiye`ye dünya fiyatlarının çok altında petrol satmıştı.
***
Deniz Baykal, Kaddafi’ye neden teşekkür mektubu verdi?
Hürriyet yazarı Tufan Türenç, bugün bütün dünyanın nefret ettiği bir diktatör olan Muammer Kaddafi’nin bir zamanlar Türk toplumunun gönlünde nasıl ayrıcalıklı bir yeri olduğunu yazdı. Türenç, dönemin Maliye Bakanı Deniz Baykal’ın, 1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı’ndan bir süre sonra, Kaddafi’ye bizzat verdiği teşekkür mektubunu anlattı.
Türenç, ‘Bir Kaddafi Anısı’ başlıklı yazısında Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Libya Devlet Başkanı’nın Türkiye’ye yaptığı yardımı şöyle anlattı: “Emekli Büyükelçi Taner Baytok devrimci, haksızlıklara karşı çıkan, ülkesini bir diktatör gibi değil, halkıyla birlikte yöneten bir zamanların Kaddafi’si ile ilgili ilginç bir anısını anlattı. Yıl 1974… Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan hemen sonraki günler… Türk Silahlı Kuvvetleri adaya başarılı bir çıkarma yapmış ve oradaki Türkleri kurtarmıştı. Onuru kırılan Yunanistan ayaktaydı. Türk-Yunan savaşı her an patlayabilirdi. Türkiye’nin böyle bir savaş için silahlı kuvvetleri hazırdı ama ciddi silah eksikliği vardı. Taner Baytok o dönemde NATO’da görevli bir diplomattı. Türkiye, İran ve Irak’a silah için başvurdu. İran biraz oyaladı, sonra uyduruk bazı malzemeler gönderdi. Irak ise “Sizin istedikleriniz bizde yok. Ama Libya’da var” dedi. Dışişleri, Libya ile hemen ilişki kurdu. Libya, Kaddafi’nin kapattığı ABD üssünde bol miktarda silah ve malzeme olduğunu, bunları gönderebileceklerini bildirdi. Kısa bir süre sonra da 4 uçak dolusu silah ve malzeme Türkiye’ye gönderildi.
O sırada Ecevit iktidardaydı. Hasan Esat Işık Milli Savunma Bakanı’ydı. Işık, Taner Baytok’u çağırıp Kaddafi’ye teşekkür mektubu gönderileceğini bildirdi. “Sen atla Libya’ya git ve yeni silah isteğimiz de olduğunu ilet” talimatı verdi. Genç diplomat bakana şu öneride bulundu: “Efendim, gönderilen ve yeni alacağımız silahların parasını da vereceğimizi bildirelim.”
Bakan bu öneriyi kabul etti ve Baytok Libya’ya uçtu. Baytok, Libya genelkurmay başkanına Türkiye’nin silahların parasını ödemek istediğini iletti ve yeni silah isteğinde bulundu. Libya Genelkurmay Başkanı “Sizden para almayız. Depolarda ne kadar silah, malzeme varsa hemen gönderelim” dedi. Heyetteki Türk subaylar üsse giderek işe yarayacak silah ve malzemeleri belirledi. Bunlar 4 DC 9 uçağına yüklenerek Türkiye’ye gönderildi. Her şey Kaddafi’nin kesin emri ile olup bitivermişti.
Bu kadar büyük jest karşısında Türk heyeti Libya’nın 4 Eylül kurtuluş günü törenlerine kaldı. Törenlere Maliye Bakanı Deniz Baykal da gelmişti. Ama Kaddafi ile görüşmek olanaksızdı. Baykal “Teşekkür mektubunu vermeden gitmem. Kaddafi ile mutlaka görüşmem gerekir” diye ısrar etti. Öykünün gerisini Taner Baytok şöyle anlatıyor:
“Kaddafi’nin çevresi öyle kalabalık ki, sokulmak olanaksız. İte kaka yol açtık ve Deniz Baykal’ı Kaddafi’nin yanına götürdük. Kaddafi, Baykal’a iltifatlarda bulundu. Türklerle gurur duyduklarını söyledi. ‘Birkaç gün kalın, konuğum olun’ dedi ve ertesi gün saat 10.00’da randevu verdi. Ertesi gün gittik. Deniz Bey, Kaddafi’ye Kıbrıs harekâtını anlattı. Kaddafi, “Neden tamamını işgal etmediniz?” diye sordu, sonra da ‘Eğer Yunanistan kıpırdarsa size elimizden gelen bütün yardımı yaparız’ dedi. Libya lideri, Baykal’dan ‘Ben askerlerle yemek yiyeceğim. Siz de gelin ve onlara Kıbrıs harekâtını anlatın’ diye ricada bulundu. Baykal, “Sevinerek kalırız ama uçağı kaçırırız” dedi. Bunun üzerine Kaddafi, “Önemli değil, benim uçağımla gidersiniz” deyince kaldık. Sonra Türkiye’ye Kaddafi’nin uçağıyla döndük.
Ben bir diplomat olarak Türkiye’nin çok zor günlerinde Kaddafi’nin gösterdiği bu dostluğu hiç unutamam. Bunu bir vefa borcu olarak anlatıyorum.” Evet o dönemde Kaddafi hiçbir ülkenin yapmadığını yapmıştı Türkiye için.







