Şahsyetli Bir Nesil İçin...
Mis Kokulu Sucuklar

Sıcak bir yaz günüydü. Güneş pırıl pırıl parlıyordu. Canan her zamanki gibi erken kalkmıştı. Yorgundu. Annesi hastaydı ve onun kahvaltı hazırlaması gerekiyordu. Mutfağa girdi. Mutfakta biraz peynirle dört-beş tane zeytinden başka bir şey yoktu.
Bir ekmek alırım; peynir ve zeytinle yeriz dedi. Annesinin yanına gitti. Anneciğim ben ekmek almaya gidiyorum, birazdan gelirim dedi. Annesi yatmakta olduğu yataktan doğrulmaya çalıştı. Biraz öksürdükten sonra tamam yavrucuğum dikkatli git dedi.
Canan bakkala doğru yürümeye başladı. Dışarıda çok güzel bir hava vardı. Sokakta pek çok çocuk vardı. Kimisi arkadaşlarıyla top oynuyor, kimisi annesiyle beraber bir yerlere gidiyordu. Canan içini çekerek keşke annem de iyi olsa, beraber dışarıya çıksak, o benim elimi tutsa, beraber parka gitsek diye düşündü.

Biraz daha yürüdükten sonra bakkala geldi. Sadece bir ekmek aldı. Cebinde dün sattığı çiçeklerin parası vardı. Oradan bir 50 kuruş çıkarttı ve bakkal Ömer amcaya verdi. Çok şükür bugün taze ekmek yiyebileceğiz dedi içinden. Çünkü önceki iki gün para yetişmediği için bakkaldan taze ekmek alamamıştı. Bakkal Ömer amca önceki günden kalan ekmekleri Canan için ayırıyor ve ona ücretsiz veriyordu.
Canan aldığı ekmeği bir an evvel annesi ile paylaşmak için eve doğru yürüdü. Evlerine yaklaşınca burnuna mis gibi bir sucuk kokusu geldi. İstemeden kendini kokunun geldiği yöne çevirdi. Bu koku yan komşularının bahçesinden geliyordu.
Cananların evi tek katlı bir gecekondu idi. Yan komşularının evi ise iki katlı bahçeli bir evdi. Bahçesi çok genişti ve bir köşesine çiçekler ekilmişti. İçinden İrem ve Okan ne kadar şanslı dedi. Çünkü bahçede anneleriyle beraber kahvaltı yapıyorlardı. Masadaki sucuklara takıldı gözleri Cananın. Mis gibi kokuyorlardı. Annesi hasta olduğundan çalışamıyordu. Canan çiçek satarak para kazanıyordu. Başka kimse yardım etmiyordu. Sadece Ramazan ayında komşularından yardım alıyorlardı. Ama diğer zamanlarında kapılarını çalan olmuyordu. Tam bu sırada:
-Ne bakıyorsun diyen Okan’ın sesi ile birden irkildi.
-Hiç dedi Canan ve koşa koşa eve girdi.
Bu sırada Okan’ın Canana ne söylediğini annesi merak etti ve Okana sordu.
-Oğlum Canana ne dedin?

-Hiç! Yaptığı şeyin yanlış olduğunu söyledim de suçlandı dedi.
Annesi:
-Ama Canan öyle yanlış yapacak bir kız değil dedi.
İrem hemen atılarak- Hayır anne, yalan söylüyor. Canan bir şey yapmadı. Sadece masadaki sucuklara baktı, o kadar.
İrem ve Okan tartıştı. Onların gürültüsünü annelerinin sesi kesti.
-Durun! Mesele anlaşıldı. Siz masadaki yiyeceklerin kıymetini bilmiyorsunuz. Canan ise kim bilir belki ne zamandır sucuk yememiştir.
Okan söze karıştı.
-Ama anne sucuk çok acı.
Annesi devam etti:
-Bak Okan bugün bir ilk yapalım. Sofradaki her şeyi alıp Cananlara gidelim. Kahvaltıyı onlarla beraber yapalım.
İrem’le Okan bu teklife çok şaşırdılar. Çünkü anneleri şimdiye kadar hiç böyle bir şey düşünmemişti. Zaten İrem Cananların evini çok merak ediyordu. Okan ise gitmek istemedi. Çünkü onun gözünde onların evi çok basitti.
Annesi Okan’a kızarak:
-Hayır, Okan gideceğiz. Cananı anlaman için onun evine gitmemiz gerekir dedi.
Annesi masadaki yiyecekleri küçük bir tepsiye koydu ve beraber Cananların evine gittiler.

Canan onları kapıda görünce çok şaşırdı. Ona kızacaklarını sanarak:
-Ben bir şey yapmadım, özür dilerim dedi. Okan’ın annesi:
-Biliyorum Canan, biz sizinle kahvaltı yapmaya geldik dedi.
Onları duyan Canan’ın annesi de çok mutlu oldu. Hep birlikte yere bir sofra kurdular. Canan sucuğu görünce gözleri parladı. Yemeyecekti ama ısrarlara dayanamayıp sucuktan bir parça aldı. Sucuğun acılığı onu ilgilendirmiyordu. Bu arada Canan’ın annesine de sucuk yedirdi. O gün Canan ve annesi için farklı bir gündü. Çünkü Canan ne zamandır yemediği sucuğu yemişti. Annesi ise komşuların geldiğine sevinmişti. Okan cananların evine girdikleri andan itibaren birden sessizleşti. Çünkü o Canan’ın evde annesine gösterdiği hizmete çok şaşırmıştı. Annesi sofraya oturamadığı için ona ayrı tepside sofra hazırlıyor ve yemeğini yediriyordu, sofrayı kaldırıyor, bulaşıkları yıkıyor, ortalığı toparlıyordu. Tüm bunlara rağmen yüzü gülüyordu. Okan buna çok şaşırdı ama evlerinden ayrılana kadar sabretti. Artık Okan, İrem ve annesi Cananlardan ayrılmak üzereydi. Okan Canan’a bahçede söylediği söz için özür diledi ve şöyle dedi:

-Çok merak ediyorum. Bütün bu kötü şartlara rağmen yüzün gülüyor. Neden? Dedi. Cana tebessüm ederek:
-Evet, çok fakiriz, annem çok hasta, gün boyu sokak sokak çiçek satmak çok yorucu. Ama beni çok seven ve yanımda olan bir annem var!
O günden beri Okan’ın ailesi Cananlara yardım etmeye karar verdi. Önce annesini hastaneye götürdüler. Annesi çok kısa sürede iyileşti. Okan ve İrem’in gittiği okulda görevli olarak çalışmaya başladı. Canan’da artık okula gitmeye başladı.
Okan ve İrem Canan gibi bir arkadaşları olduğu için mutlu oldular. Çünkü ondan çok şey öğrenmişlerdi.
Zehra Nur Öztürk
İlköğretim 5. Sınıf Öğrencisi






