İslâm, İman, İhsan

İslâm, Allâh’ın (c.c.) razı olduğu, Hz. Adem’den Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ ya (s.a.v) kadar bütün peygamberleriyle insanlara tebliğ edilen tek dinin adıdır.

Kur’ân-ı Kerîm’de, Âl-i İmrân sûresi 19. âyet-i kerîmede “Allâh katında dîn İslâm’dır …” buyurulmaktadır.

Bu hakîkat, Âl-i İmrân sûresi 85. âyet-i kerîmede de şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.”

İslâm, selâmet, kurtuluş, barış, huzur, emniyet, teslim olup rahata ermek mânâlarına gelir.

İslâm, her yönüyle bütün âleme tam bir selâmet, kurtuluş ve huzur bahşeder.

İslâm; sadece insanlara değil, hayvanlara, bitkilere ve hatta cansız varlıklara bile rahat ve huzur bahşeder.

İslâm, İman ve İhsan Nedir? Cibril Hadisi Metni

Ömer İbnü’l-Hattâb radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzurunda bulunduğumuz sırada, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yoldan gelmiş bir hali olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Peygamber’in yanına sokuldu, önüne oturdu, dizlerini Peygamber’in dizlerine dayadı, ellerini (kendi) dizlerinin üstüne koydu ve:

  • İslâm Nedir?

– Ey Muhammed, bana İslâm’ı anlat! dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “İslâm, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı (tastamam) vermen, ramazan orucunu (eksiksiz) tutman, yoluna güç yetirebilirsen Kâbe’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdu. Adam:

– Doğru söyledin dedi. Onun hem sorup hem de tasdik etmesi tuhafımıza gitti.

Adam:

  • İman Nedir?

– Şimdi de imanı anlat bana, dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir” buyurdu.

Adam tekrar:

– Doğru söyledin, diye tasdik etti ve:

  • İhsan Nedir?

– Peki ihsan nedir, onu da anlat, dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “İhsan, Allah’a onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdu.

Adam yine:

– Doğru söyledin dedi, sonra da:

– Kıyâmet ne zaman kopacak? diye sordu.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Kendisine soru yöneltilen, bu konuda sorandan daha bilgili değildir” cevabını verdi.

Adam:

– O halde alâmetlerini söyle, dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Annelerin, kendilerine câriye muamelesi yapacak çocuklar doğurması, yalın ayak, başı kabak, çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve mükemmel binalarda birbirleriyle yarışmalarıdır.” buyurdu.

Adam, (sessizce) çekip gitti. Ben bir süre öylece kalakaldım. Daha sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Ey Ömer, soru soran kişi kimdi, biliyor musun?” buyurdu.

Ben:

– Allah ve Resûlü bilir, dedim.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “O Cebrâil’di, size dininizi öğretmeye geldi” buyurdu. (Müslim, Îmân 1, 5. Ayrıca bk. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16; Nesâi, Mevâkît 6; İbni Mâce, Mukaddime, 9)

Kıyamet Alametleri Hakkında İzahat: Bu söz, iki temel içtimaî çürümeye dikkat çeker.

1- Ahlaki ve Ailevi Yozlaşma (“Annelerin, kendilerine cariye muamelesi yapacak çocuklar doğurması”)

  • Asilik ve İtaatsizlik: Çocukların anne ve babalarına karşı saygıyı tamamen yitirmesidir.
  • Rol Değişimi: Evlatların, kendilerini büyüten annelerine bir hizmetçi veya köle (cariye) gibi emirler vermesidir.
  • Hürmetsizlik: Toplumda en kutsal kabul edilen anne-çocuk bağının kopması ve ahlaki değerlerin tersyüz olmasıdır.

2- Sorumsuz Zenginleşme ve Lüks Yarışı (“Yalın ayak, çıplak koyun çobanlarının yüksek binalarda yarışması”)

  • Görgüsüzleşme: Liyakatsiz, kültürsüz ve geçmişte çok fakir olan insanların hızla ve haksızca zenginleşmesidir.
  • İsraf ve Gösteriş: Bu kişilerin parayı üretime veya faydalı işlere değil, sadece gösteriş amaçlı devasa binalar (gökdelenler) yapmaya harcamasıdır.
  • Ekonomik Dengesizlik: Toplumsal rollerin değişmesi, paranın ve gücün ahlaki olgunluğa erişmemiş kitlelerin eline geçmesidir.

Özetle; Bu ifadeler kıyamete yakın dönemde aile bağlarının kopacağını, saygının yok olacağını, görgüsüzlüğün artacağını ve insanların gösteriş saiki ile tüketime yöneleceğini sembolik bir dille açıklar.