Şahsyetli Bir Nesil İçin...
(Doğumu : 1933 Karaman, Vefâtı : 2014 Ankara)
ESAS ALIŞVERİŞ KALPTEDİR!
Merhum Hacı Gedikli Ağabey ile Ankara’da evinde yapılan sohbetten…
Hacı Gedikli ağabey denince gözümün önüne hep o fotoğraf gelir. Yaklaşık 20 yıl önceydi. Ankara’daki Mahmut Sami Ramazanoğlu külliyesinin inşaatında çalışan kardeşlerinin arasında molozların üstünde bir işçibaşı gibiydi. Bastonuyla işaret ederek talimatlar veriyordu. Yavaş adımlarının arkasında kuvvetli bir irade vardı. Hizmet derdi olan bir insandı. Hizmete dair işlerde gözü kulağı hep açık, hep ilgiliydi. Yeter ki ikna olsun. Ankara civarındaki bir çok eğitim kurumunun kurulmasına öncülük etti. Fakirlerle, gariplerle ilgilendi. Vakıflar kurdu. Ölçülerinde kaya gibi sağlamdı. Ankara’nın bu gönül mimarını 15 Eylül 2014 yılında Rabbine tevdi ettik. Allah rahmet eylesin. 13 Ekim 2007 tarihinde kendi evlerinde yapılan mülâkâttan bir bölümü istifadenize arz ediyoruz.
Selman Tan: İsterseniz sohbetimize hayatınıza dair bilgilerle başlayalım.
Hacı Gedikli: 1933 senesinde Karaman’ın İlistra, şimdiki adıyla Yolbaşı kazasında doğmuşum. Anne tarafım Mekke’den geliyor. Çocukluğumu Karaman’da dedem, babaannem ve üvey babaannem ile geçirdim. Orta ikide askeri ortaokula girdim. Sonra Kuleli Askeri Lisesi’nde okudum. 1955 senesinde de Hava Harp Okulu’ndan mezun oldum. İlk tayinim Ankara’ya oldu. Ankara’dan sonra Kayseri, Diyarbakır, İzmir gibi memleketin muhtelif vilayetlerinde çalıştım. İzmir’deyken albay oldum ve istihkam okulunda öğretmenlik yaptım. 1983 yılında Milli Savunma Bakanlığı’ndan Hava Kuvvetlerine tayinim çıktı. Bu arada manevi hizmet anlamında Kastamonu’ya gittim, geldim. 1984 yılında Kemal abinin vefatı üzerine Ankara’ya hizmet görevi verdiler.
Askerlik hayatımız talebelikle birlikte 38 sene kadar sürdü. Hava Kuvvetlerindeyken 1983 yılında Umreye, İstihkam Okulundayken 1980 yılında Hacca gittim.
ZAMAN BULAMADIĞIMDA ÇIKAR MASANIN ÜZERİNDE NAMAZIMI KILARDIM!
S. Tan: Efendim vazifeniz mani olmadı mı bu tür ibadete dair seyahatlere?
H. Gedikli: Mani olmadı, o zaman bugünkü kadar sıkı değildi. Biz “Hacca gidiyoruz” deyince bize “Hayır izne çıkıyorum, iznimi de Suudi Arabistan’da kullanacağım diyeceksin” dediler,
S. Tan: Askeri vazifeniz ile birlikte manevi yola intisabınız var. Zorluklar oldu mu?
Gedikli: Hiçbir sıkıntı görmedim. Hani “ İnsanın ismi çıkarsa dokuza, inmez sekize” derler ya. Bizim ismimiz çalışkana çıkmıştı, bize kimse dokunmazdı. Cuma’ya giderken arkadaşlara “Ben Cuma’ya gidiyorum, size gidin diyemem kanunen, ama kimse de benim Cuma’ya gitmeme mani oldu diyemez” derdim.
S. Tan: Namazınızı âşikâr bir şekilde kılabiliyor muydunuz?
H. Gedikli: Ben kılardım herkes de bilirdi. Zaman bulamadığımda çıkar masanın üzerinde kılardım. Sıkıntılar 12 Eylül’den sonra başladı, 90 lardan sonra şiddetlendi. Bizim zamanımızda o kadar sıkı değildi. Fakiri aradıkları zaman bulurlardı. İcabında yerimizden ayrılmazdık. Komutan aradığı zaman seni bulursa görev yaptığına kani olur. Çünkü sıkıntıdadır, o da yüksek bir yerden emir almıştır. Size aktarması lazımdır ve sizi bulunca rahatlayacaktır. Dolayısıyla bizi her zaman bulabildikleri için sıkıntı çekmezdik.
S. Tan: Askerlik mesleğinin size kazandırdığı şeyler olduğunu düşünüyor musunuz efendim?
H. Gedikli: En başta çalışma disiplini kazandırdı. Muntazam bir hayat nizamı kazanıyorsunuz. Zor şartlara alışıyorsunuz, dayanıklılığınız artıyor. Emre itaate alışıyorsunuz.
(Kaynak: Selman Tan ile Röportaj, Altınoluk Dergisi, 357. Sayı, Kasım 2015)








