dost seçme sanatı

Dost Seçme Sanatı

Hayat yolculuğunda ruhumuzu ve istikbalimizi emanet edeceğimiz insanları belirlerken kadim bir bilgelik olan dost seçme sanatını bilmeliyiz.

Düşünür, bilge insan Muhyiddin Şekur der ki: “İnsan ancak dostları kadar büyür, dostları kadar gelişir. İnsanın çapı, dostlarının çapı kadardır. Bir insanla dost olmak, istikbalinizi o insana emanet etmektir. Dostlarımızın, boyasıyla boyanır, ahlakı ile ahlaklanırız. Kişinin kalitesini, dostları tayin eder.”

Adaletin önderi Hz. Ömer’in dediği gibi; “Kişinin dostu; aklının kılavuzudur.” Herkes, kendi “ayarına”, aklına göre dost edinir. Her kuş, kendi cinsiyle uçar. Kartallar kartallarla. Kargalar kargalarla…

Hayallerini, umutlarını, hedeflerini gerçekleştirmene destek veren, seni yüreklendiren, sana omuz veren, seninle aynı cihete bakan, aynı değerlere sahip insanla dost olmalı. Akıl danışacağın insanla dost ol.

İnsanın hayatında, mutlaka kendine öğüt veren hakiki dostları olmalı. Çünkü hakiki dostlar, insanın “hayat sigortasıdır.” Nasıl bir insan olmak istiyorsan, öyle insanlarla dost ol.

Hayat, yanlış insanlarla harcanacak kadar ucuz değildir.

Bir kişi, münasebetlerinde, hep sosyal statüsüne sığınıyorsa, “karakter kıtlığı” yaşıyor demektir. Karakteri kıt insan, dostluktan uzak insandır. Sosyal statüsüne göre dostluk kurmak, menfaat arkadaşlığı kurmaktır. Hakiki dostluk statü kabul etmez. Dostlukta, kast sistemi olmaz.

Yüreği temiz insanla dost ol. Edindiğin dostlarının fikirleri kirliyse, senin “kalbin ve fikirlerin” ne kadar temiz olursa olsun, er ya da geç senin de kalbin ve fikirlerin kirlenir. Duygular gibi, değerler ve inançlar da kişiden kişiye sirayet eder. Doğru yolu yanlış insanla yürürsen, yolunu da doğrunu da kaybedersin.

Bir dostta, neyi aradığını bilmiyorsan, kiminle dost olduğunun ne ehemmiyeti var? Niçin sevdiğini bilmiyorsan, kimi ve neyi sevdiğinin ne manası var?

Bir insana yaptığın fedakarlık, sevgisini değil de “istismarını” artırıyorsa; bu, onun sadece fedakarlığa layık olmadığını göstermez; aynı zamanda, onun ne kadar “ahmak” olduğunun da nişanesidir. Fedakarlığı, iyiliği, merhameti, sevgiyi istismar eden kişi, “ahmağın” ta kendisidir.

Vefa, sadece “asil ruhlu” insanlarda bulunan bir haslettir. Vefası olmayan, duygularını istismar eden ahmak adamdan uzak dur. Kendisine yapılan bir iyilik karşısında, teşekkür etmeyen ve kendisinin yaptığı hatadan dolayı, özür dilemeyen insanlardan uzak dur… Çünkü teşekkür etmemek ve hatalarından dolayı özür dilememek, “iflah olmaz bir kibrin” göstergesidir…

Asla dikene de güle de aynı değeri verme. Bu senin gülü de dikeni de tanımadığını gösterir. Usta şair İsmet Özel’in deyimiyle; “Karlı bir gece vakti uyandıracağın” dostlar bul kendine.

Yanında bulunduğunda, “iç huzursuzluğu hissettiğin” insandan uzak dur. İç huzuru, hakiki dostla sahte dostu ayırabileceğin en sağlam duygudur. Çünkü “iç huzursuzluğu” duyguların “sigortasıdır.” Hakiki dostlar insana, mutluluğun yanında, iç huzuru verir.

Dost seçmesini bilmeyenin, “keşkesi, ah vahı” bol olur. Kimi arkadaş vardır; kişiyi ölümün eşiğinden kurtarır; kimisi de ölümün eşiğine bırakır. Ulu bilge Tebrizli Şems ne güzel söylemiş; “Biri gelir seni sen eder, biri gelir seni senden eder.”

Unutma; güvenine layık olmayan, sevgine de layık değildir. Güven, sevgiden önce gelir… Güvenmeden sevmek, dost olmak; üç günlüktür. Güvenerek sevmek, dost olmak; ömürlük… Güvenmeden sevmek, pişmanlıktır. Kimi seveceğini, kime güveneceğini bilmemek de ahmaklık. Çünkü bütün büyük hataların başı, budur.

Bize “Hayat Sigortası” olabilecek, “Aklımıza kılavuzluk” yapabilecek ve istikbalimizi inşa ederken ”Üç günlük” değil “Ömürlük” dost olabilen Hakikî Dostlara ihtiyaç var.

İnsanın; yolunu, kendini, kimliğini ve değerlerini bundan dolayı kaybeder. Akıllı insan; sevgisini, değerini ve güvenini ancak bunlara layık olana verir.

Bir insana güvenmek için, o insanın “hakiki değerlerini” bilmelisin… Çünkü insanların, bir hakiki değerleri, bir de “sözde, sahte değerleri” vardır. Sözde; herkes dürüsttür, adildir, anlayışlıdır, cömerttir, yardımseverdir, tutarlıdır, ahlaklıdır.

İnsanın hakiki değerlerini; sözü değil, davranışı gösterir.

Çaplı, vizyoner ve yüksek seciyeli (karakterli) insanlar, dimağımıza ve kalbimize genişlik verir; ufkumuzu dardan genişe taşır. Onlarla hem zihnen çoğalır, hem de ruhen sükûnet ve huzur buluruz.

Çapsız insanlarla birlikte olmak da, insanı zihnî olarak çoraklaştırır, ufkunu daraltır. O insanların ilgi alanları basitleşir, düşünceleri sığlaşır, gündemi magazinleşir; konuşmaları dedikodu seviyesine iner, duyguları arabeskleşir ve hayatının mânâsı kaybolur.

Seni ihtiyacı kadar seven kimsenin dostluğundan sakın. Çünkü onun ihtiyacı bitince, egosunu tatmin edince; sevgisi de, dostluğu da biter. Yola çıktıklarını, yolda bulduklarına değişen karakter yoksunları işte bunlardır.

Nasıl bir insan olmak istiyorsan, o kalitede ve vasıfta insanla dost ol. Çünkü arifle oturan, arif kalkar. Cahille oturan, cahil.

Son söz; “Bazı insanlar, bazı insanlara şifadır. Allah şifanızı versin…”